Evrad-ı Şerif

Evrâd-ı Şerif

Âyet ve Hadislerden
Dualar ve Zikirler

Arapça Metin ve Türkçe Anlamı
Istanbul: Seha Neşriyat, 1994

ÖNSÖZ

Mehmed Zahid Kotku (Rh.A)

Her dersime başladığım hitabımla bu dersime de “Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah” diyerek başlıyorum.

Aziz kardeşlerim;

Bervech-i peşîn arz edeyim ki müslümanlık  yalnız ibadetle kaim olamaz.

İslâmın beş esası benimsenmedikçe müslüman olunamaz. Bu esaslardan herhangi birini bilerek terki, dinden çıkmaya kâfidir.

İslâm’da itikad hiç şüphesiz ki en mühim unsurdur. “Amentü” ile ifade edilen altı esas imanın şartıdır.

İmanı takip eden ameller: Namaz, Oruç, Hac, Zekat , Kelime-i Şehadet ve imanın dışında değil içindedir. Bu hususta tafsilat vermek, kısa ders saatleri içinde mümkün değildir. İlmihal kitaplarını tetkik buyurmakla bilginizi artırmanızı tavsiye ederim.

İslâm dini insan saâdeti için değişmez prensipler va’zetmiştir. Bu prensipler geçici yani günlük olmayıp ebedî’dir. Riayet edildikleri nisbette insan mes’ud olur. Huzur ve saâdeti devamlı olur.

Ferdler için saâdet bahseden yüce İslâm dini cemiyetleri de sağlam ve kuvvetli hale getirir. Zîra bu din içinde ahlak da dahildir. Müslüman kimse; kimseyi incitmez, elinden ve dilinden emin olunan kişi demektir. Herkese iyilik yapar. Yemez yedirir. Giymez giydirir. Kimsenin aleyhinde bulunmaz. Varlığı ile övünmez. Kibir, hased, ucub, riya, hırs, kin, şöhret, gazap, fitne, fesad ve emsali çirkin huylardan uzak, cesur, cömert, mütevâzi, haline razı, mühlis, Hakk’ın verdiğine razı, şöhret ve gazapdan ârî, müşfik ve merhametli, velhasıl Ahsen-i Takvim sıfatlarını taşıyandır.

Ahsen-i Takvim’i biraz daha izaha çalışalım: Geniş mana itibarıyla huy güzelliği ve kâmil bir akla sahip demektir. Hüsnü-zan sahibi ne aldanır ne de aldatır. Hâlim, selim, kibar, edip, âlim salih, zahid, abid, müttaki, süretinde yaratılan Eşref-i Mahluk’tur. Bu yaradılışa, yaradan’a sonsuz şükürler dilden düşürülmemeli… Şükrün içinde Allah’a ibadet ve taât muamelâtta ve münakehatta eksiksiz uymayı istemek, Hakk’a kulluk etmek de vardır.

Bunların hiç birisini ihmal ve terk edemezsiniz. Etmemeniz dini vecibenizdir.

Adem oğlu bilmeyerek Allah’ın emirlerine uygun olmayan hareketler yapmış olabilir.

Bilinmeyenler için aff-ı mağfiret dilemeli ve bilinenler için tevbe-i istiğfar etmelidir.

Aff-ı mağfiret ve tevbe-i istiğfar yaşadığımız müddetçe ve her an yapılmalıdır.

İki cihan saadetinin, Allah’ın emrine tam bir intikiyat ile elde edilebileceği bir an hatırdan çıkarılmamalıdır.

İslam da itikad, amel, aile yuvası kurma ve her türlü muamelatın ne suretle yapılacağı tesbit edilmiştir. Hilafına hareket edenlerin cezaları da tayin edilmiştir. Mücâzâta maruz kalmamak müslümanın elindedir. Bu uğurda gayret sarfetmenizi tavsiye ederim. Zira Allah’ın mücâzâtı kulun mücâzâtı gibi değildir. Sonu bitmeyen bir hayat vardır. Bu hayat ya daimi olarak cennet nimetleri ile devam edebilir veya cehennem ateşi ile sürebilir.

Müslümanlar cennet nimetlerine namzettir. Hidayet yolunu Allah bize kapatmasın

Aziz kardeşlerim:

Müslüman yaşamayı Müslüman ölmeyi ve ilelebet cennette kalmayı Hak Celle bizlere nasip etsin Amin !

Bu tazarrumuzun aşağıdaki duaları okuyarak kabulünü niyaz edelim.

Bugüne kadar pek çok dua kitapları nesredilmiştir. Ben naciziniz, siz aziz kardeşlerime ve diğer müslüman kardeşlerime bir hizmetim olur düşüncesiyle, Üstaz-ı Muhteremimiz Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (ks) hazretlerinin tertip ettiği ve bizlere emanet ettikleri ve iki bin sahifeyi tutan üç kitaptan aldığımız ve bunlara ilaveten “Buhari, Tirmizi, Camiüssağir ve Ramuz” kitaplarından aldığımız ve Kur’an-ı Azimüşşan’da Cenab-ı Hakk’ın bizlere talim buyurduğu dualarla hamde müteallik Âyet-i Kur’aniyyeleri ile, tehlil ve tevhide ait Âyet-i Kur’aniyeyi ve bir de bunlara ilaveten evliyaların isimlerinin anıldığı yerlere, rahmeti ilahinin nazil olacağından onları da eklemek suretiyle bu dua kitabını istifadenize arz etmekteyim.

Dualarınızla bizim de hakkın rızasına nail olmaklığımıza sebep olursunuz.

Abdest alarak tam bir ihlâs ile okuyacağınız dualarınızı Cenab-ı Hak kabul buyursun. Cenab-ı Peygamberimiz (sav) şefaatçimiz olsun. Amin!

Bu okuyacağınız Evradı Kur’aniye, Üsame (R.A)’nin Rasûlûllah (sav) Hazretlerinin emri şerifleri ile Kur’an-ı Azimüşşan’dan tertip ettikleri yedi günlük evrattır. Şöyle ki: Üsama (ra) bir vakitler Acemistan’ın Isfahan şehrine gitmişler. O gün orada (Karamıta) denilen sapık bir mezhep hakim bulunmakta imiş. Mübarek ve muhterem Üsame Hazretlerini hapsetmişler ve sabrı tükeninceye kadar da işkencede bulunmuşlar. Bir Cuma gecesi rüyasında Rasûlü Ekrem (sav) Hazretlerini görmüşler ve Rasûlü Ekrem (sav):

Ya muhammed b. Üsame; kalk ve Mushaf’ı Şerif’i al ve ondan yedi evrad çıkar. Haftada hergün için bir virdi mahsûsu tertip eyle. Ve hergün o virdi oku. Muhakkak sen hapisten çıkar ve bu halinden daha güzel bir hala erişirsin.

Cuma günü Kur’an-ı Azimüşşan’da bulunan bütün hamde taallük eden ayetleri, Cumartesi günü Kur’an’daki bütün istiğfar ayetlerini, Pazar günü Kur’an’daki tesbih ayetlerini Pazartesi günü bütün tevekkül ayetlerini, Salı günü bütün selâmet ayetlerini, Çarşamba günü bütün tehlil ayetlerini, Perşembe günü de Kur’an-ı Azimüşşan’da mevcut bütün dua ayetlerini toplaması ve hazırlayacağı bu evradı günü gününe okuması tavsiye olunmuş. O mübarek zat Peygamber Efendimizin emirlerine imtisâlen bu evradları hazırlamışlar ve okumağa başlamışlar. Biiznillâhi Teâlâ Cenab-ı Hak da tesirini halk edip hapisten çıkıp kurtulmuşlar. Binaenaleyh her kim ihlâs ile herhangi bir niyet üzerine okusalar, mutlaka muratlarının Allah Teâlâ’nın izniyle hâsıl olacağından hiç şüphe edilmemelidir.

Sonra bir çok evradlar vardır ki, meselâ: Abdülkadir Geylani’nin, Ahmet Rufai Hazretlerinin, Hasan Şazeli’nin, Muhammed Bahaeddin Nakşibendi Hazretlerinin ve daha nice büyüklerin tertip ettikleri günlük ve haftalık evradlar vardır. Fakat bu yedi günlük Kur’an evradı gibi bir evradı azim daha meydana getirmenin imkanı yoktur. Onun için bunun kıymetini iyi bil. Ve her günkü evradı günü gününe oku; niyetini halis kıl. Cenab-ı Hak senin muhtaç olacağın her şeyi bilir ve sana mükafatı da ihsan eder. Yeter ki sen hemen onun yolunda olasın, emirlerine mutî ve yasaklarına da uzak olasın. Sonra emirlerini ve yasaklarını belle ve mutlaka etrafındaki insanlara ve bahusus komşularına bunları öğretmeye çalış. Bunu yapmadığın takdirde Hakk’ın yolunda bulunmuş olmazsın. Bunu da iyi bilesin, bu da Cenab-ı Peygamberin tavsiyeleridir.

Ahmed b.Hanbel’in “Müsned”inde Üsame b.Zeyd (R.A)’ın hadisleri meyanında olsa gerektir. Fakat hepimizin bildiği bir Âyet-i Kerîme vardır ki, mealen şöyledir:

Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı ateşten koruyun ki onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır.” (Tahrim 66/6)

Yani insanların evvela kendilerini sonra da kendi yakınlarını, dünya ve âhiret ateşinden kurtarmağa çalışmak başlıca vazifelerinden olmakla, evladını güzelce öğretip emr-i ilâhi ve emr-i Resûlullah’ı güzelce tutmak, yine Allah (Azze ve Celle) Hazretlerinin yasaklarını ve günahlarını belleyip onlardan kaçmak, efrad-ı ailesiyle yakınlarını dost ve akrabalarını, bahusus komşularını, kendisinin yaptığı hayırlı şeyleri yapmağa ve günah ve yasak şeylerden kaçındırmaya çalışmaları, mecbûri vazifelerimiz arasındadır. Çünkü müslümanlık nasihatle kâimdir, denilmiştir

Şu halde cehennemin ve dünyanın azabından hem kendini hem de başkalarını kurtarmak her müslümanın vazifesi değil midir? Bu okuduğumuz dualar ve yaptığımız ve yapacağımız bütün ibadetlerin Hakk’ın huzurunda kabule şayan olabilmesi için günahlardan tamamıyla sıyrılıp kurtulmak gerekir. Kötü huylar da bu günahlardan hiçte aşağı değildir. Meselâ, bir eşkıya dağda yol keser, hırsızlık yapıp para kazanır, bir diğeri de şehirde oturduğu yerde seni lafıyla kandırıp paralarını kolaylıkla alır. Şimdi bunların her ikisi de eşkıya, biri gizli biri de aişikar. İkisi de birbirinden tehlikeli. İşte günahlar da böyle, birisi âşikâr günâh: Zina, kumar, katil gibi, biri de:Kibir, riya, hased ve sair gizli günah.

Bunların hepsinden sakınmak ve kaçınmak nasıl lazımsa, ibadetlerin de kabulü için mutlaka bütün büyük ve küçük günahlardan ve bütün yaramaz huylardan ve günahlardan, hele para sevgisinden (kendini kurtar da göreyim seni) kaçınmak lazımdır. Allah cümlemizi muhafaza etsin. İnsan para sevgisine ve günahlara müptelâ olunca artık gözler perdelenir. Hakk’ı görmez olur. İşte o zaman gayr-i ihtiyari bâtıla Hak, Hakk’a da batıl dedikleri, artık hepimizin gözü önünde cereyan eden hadiselerdendir.

Onun için aziz ve muhterem kardeşim! Bu duaları güzelce oku, ibadetlerini de yap, sonra da günahlardan hem kendin kaç, hem de başkalarını kaçındır. Müslümanlık ancak böyle yaşar. Müslümanlık da buna “Emri bil’ma’rûf nehyi ani’l münker” denir. Müslümanlığın can damarıdır, ma’rûf ile emir, münkerat-ı nehiy etmek.

Sonra ikinci kısımda ise Cenab-ı Peygamber Efendimizin mübarek fem-i saâdetlerinden sudûr eden dualarıdır ki, bunlar hepimiz için baş tacıdır. Bunlara ilaveten bazı meşhur dualar da vardır. Bizleri duadan unutmamaya vesile olur ümidiyle sizlere takdim ediyoruz. Hak Sübhanehû ve Tealâ cümlemizden ve cümlenizden râzı olsun.Amîn.

Ebû Bekir Sıddık Hazretlerinin bu Âyet-i Kerime hakkında buyurdukları meşhurdur. İnsanın gerek kendini gerekse hemcinsini ateşten koruması ve kurtarması, ancak cihad ve cihada yardım ile olacağından kimsenin şüphesi yoktur. Cihaddan ve ona yardımdan kaçmak, hem İslâm’ın mahvına sebep olur, hem de tâ cehennemin içine tam düşülmüş olmasına sebep olur. Cihadın da mutlak küffâr ile olması şart değil. Düşman ve küffâr ile olan cihada, cihad-ı asgar, yani küçük cihad buyurdukları malumdur. Asıl cihad, numûne bir müslüman olduğumuzu dünyaya göstermeğe çalışmaktır.

Onun için aziz kardeşim, sana sözlerimi tekrar edeyim. Müslümanlık bir taraftan ibadet bir taraftan yasak ve günahlardan kaçmaktır.İşte bunları öğren ve mümkün olduğu kadar her müslümana da öğretmeğe çalış.Yalnız ibadetle kulluk tamam olmaz. Her halde hem ibâdet, hem itikat, hem nikâh hem de muamelâtda (yani alış verişte) müslüman usulünden ve yolundan dışarı çıkma, ve bunu her müslümana söylemekten de çekinme vesselâm. Zira, duâ (Muhhu’l-ibâde) yani kulun Allah Tealâ’ya ilticası ve yalvarmasıdır ki, kulun Hakk’a bu kadar yakın olduğu bir hal yoktur. Bu da Cenab-ı Hakk’ın en sevdiği haldir ki; kulunu bu halde me’yûs ve mahzûn etmez. Elbette ve elbette istediklerini fazlasıyla verir. Sen de bundan gafil olma. Senin kendi uydurduğun duâ, duâ değil, asıl duâ Hakk’ın sana öğrettiği Kur’an lafızlarıdır. Sen bu duâları cân-ı gönülden oku ve bizleri de duâlarından ayırma.

 

Evrâd-ı Şerif ( Âyet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler )

Bu kısım her gün okunacaktır.

sayfa: 12

 

El- Berâ b. Azib (R.A.)’den:
Resûlullah (SAV) buyurdular:

“Dua ibadetin ta kendisidir. Çünkü Allah teala şöyle bu­yurdu: ‘Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim.’”

 
Ebu Musa (R.A.)’den:

Resûlullah (SAV) buyurdu:
“Dua, Allah teala’nın askerlerinden teşkil edilmiş bir ordudur; kesinleşmiş bile ol­sa, kazayı önler.”
 
Ali
(R.A.)’den:
Resûlullah (SAV.) buyurdu:
“Dua, mü’minin silahı, dinin di­reği, semavat ve arzın nurudur.”
 
İbn Abbas (R.A.)’dan:

Resûlullah (SAV) buyurdu:

“Dua, rahmetin anahtarı; abdest narnazın anahtarı; namaz da cennetin anahtarıdır.”

 
Enes
(R.A.)’dan:
Peygamber (SAV) buyurdu:

“Her kim sabah namazını cema­atle kılar sonra güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikrederek oturur ve iki rek’at (işrak) namazı kılarsa, kendisine tattı bir hac ve umre sevabı verilir.”

(3 defa “tam” buyruldu.)
 
Sadaka Resûlullah.

 

 

Evrâd-ı Şerif ( Âyet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler )

Bu kısım her gün okunacaktır.

sayfa: 13

 

Bismillahirrahmanirrahim

Müslimin rivayet ettiği hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kim okumayı murad ederek Mushaf’ı alırda şu duayı okursa, Allah o kimseye her harf için elli bin hasene verir ."

Ey Allahım! Sen onu hak ile indirdin,o da hak ile indi. Allah’ım Kur’ana rağbetimi büyüt, Onu gözüme nur, göğsüme (kalbime) şifa kıl.

Ey Allah’ım! onunla dilimi süsle, onunla yüzümü güzelleştir, onunla cismimi kuvvetli eyle, Sana itaat ederek gecenin derununda, gündüzün bölümlerinde onu okumayaı bana nasip eyle, beni, Peygamber (sav) ve onun hayırlı ali ile haşr u cem eyle. Rahman’ın rızası, ehl-i iman kabirlerinin nurlanması, bütün peygamberlerin seyyidi, güneşi, Allah elçilerinin Ay’ı olan -Rahmanın salavatı üzerine olsun- Efendimiz Muhammed Aleyhisselamın ruhu, şeytanın tardı, günahların düşürülmesi, tevbelerin kabulu, derecelerin yükselmesi, nar-ı cehennemden kurtuluş, imanın devamı ve Rahman’a kavuşmak için Kur’an okumaya niyet ettim. Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)! (Senin rahmetini dilerim)
Hamd ü sena,alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

 

Evrâd-ı Şerif ( Âyet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler )

Bu kısım her gün okunacaktır.

sayfa: 14

 

Bismillahirrahmanirrahim

Hamd ü sena; semavat ve arzı yaratan, onlara karanlıkları ve nuru yerleştiren Allah’a mahsustur.

Sonra bir de bakıyorsun Rabblerine nankörlük edenler yan çiziyorlar. Sizi bir (çeşit) çamurdan yaratan, sonra yaşamanız için bir ecel –ki ecel-i müsemma O’nun katındadır– belirleyen ancak O’dur. Bundan sonra siz yine yüz çeviriyorsunuz ha!

O semavat ve arzda varolan Allah’tır. Sizin gizlinizi de aşikarınızı da ne kazanacağınızı da bilir. (En-am 1-3)

Bismillahirrahmanirrahim

O kendinden başka asla ilah bulunmayan Allah’tır, gizliyi de açığı da bilir. O Rahman ve Rahim’dir.

O, kendinden başka asla ilah bulunmayan Allah’tır. O, Melik’tir, Kuddüs’tür, Selam’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir.

Ortak etmekte oldukları şeylerden, Allah münezzeh ve mukaddestir.

O, Yaratıcı, yoktan varedici, herşeye şeklini verici olan Allah’tır. Esma-i Hüsna yalnızca O’nundur. Semavat ve arzda olan herşey O’nu tesbih eder.

O Aziz’dir, Hakim’dir. (El-Haşr 22-24)

Evrâd-ı Şerif ( Âyet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler )

Bu kısım her gün okunacaktır.

sayfa: 15

 

Bismillahirrahmanirrahim
(Sure-i Yasin Mekke’de inmiş, 83 ayettir)
1-Ya Sin!
2-Hikmetli Kur’an hakkıçun
3-Şüphesiz sen,gönderilmiş (peygamber)lerdensin.
4-Dosdoğru bir yol üzerindesin.
5-(Kur’an), Aziz ve Rahim (olan Allah)ın indirmesidir.
6-(O kitap)Sana,ataları(azap ile)korkutulmamış, bu yüzden gaflete düşmüş bir kavmi uyarman için (indirilmiştir)
7-Andolsun onların çoğu hakkında azap hükmü vermek hak olmuştur. Çünkü onlar iman etmezler.
8-(Zira) biz, onların boyunlarına bir takım kelepçeler geçirmişizdir. İşte bu kelepçeler, çenelerine kadar dayanmış olduğundan, başları yukarı kalkıktır.
9-Biz onların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik. Böylece anları sarıp kuşattık. Artık onlar görmezler.
10-Senin onları artık uyarman da uyarmaman da birdir. Çünkü onlar iman etmezler.
11-(O halde)sen ancak zikre(veya Kur’an’a) uyan,görmeden Rahman(a büyük saygı duyan, On)dan korkan kimseleri uyarabilirisin. Onlara bir mağfiretin ve büyük bir ecrin müjdesini ver.
12-Ölüleri ancak biz diriltiriz. İnsanların hayatta yaptıklrını ve öldükten sonra bıraktıklarını biz yazarız. Hepsini bir açık, ana kitapta birer birer saydık.
 

 

 

Evrâd-ı Şerif ( Âyet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler )

Bu kısım her gün okunacaktır.

sayfa: 16

 

13-Onlara, şu şehir halkını (Antakya’yı) misal getir. Hani onlara elçiler gelmişti.
14-İşte o zaman Biz, onlara iki elçi göndermiştik. Derhal onları yalanladılar. Biz de hemen bir üçünce(elçi)yle destekledik. Onlar (hep beraber) "Biz size gönderilmiş (Allah) elçileriyiz" dediler.

15-Onlar (elçilere) dedilerki: Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman herhangi bir şey indirmedi. O halde siz ancak yalan söylüyorsunuz.

16-17-Elçiler de "Rabbimiz biliyor, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz. (Bizim) vazifemiz, açık bir şekilde (Allah’ın buyruklarını size) tebliğ etmekten başka bir şey değildir." dediler.

18-(Bunun üzerine onlar daha da sertleşerek) "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa düçar olduk. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka acıklı bir işkence ve kötülük dokunur." dediler

19-(Elçiler)şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. O bizden değil sizdendir. (Demek size nasihat edilir, doğru yol gösterilirse bunu uğursuzluk sayacak ve küfrünüzde devam edeceksiniz öyle mi) Hayır! Siz aşırı giden, haddi aşan bir milletsiniz".

20-(Bu esnada) şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi, "
Ey kavmim dedi. (Bu) elçilere uyunuz!
21-Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir."

22-(Bu tavsiye üzerine bu sefer dama dönerek" Vay sen de mi onların dinindensin?" dediler. Bunun üzerine adam şöyle dedi: "Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecek mişim? (Şunu iyi bilinki)hepiniz O’na döndürülecek, O’na götürüleceksiniz.

23-Ben, O’ndan başka tanrılar edinir miyim hiç? Çünkü O esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse o sizin putlarınızın şefaati bana hiçbir faide vermez. Onlar beni asla kutaramazlar.

24-İşte o zaman ben (maazallah) apaçık bir delalet ve sapıklığın ta içine gömülmüş olurum.

25-Halbuki ben, sizin de Rabbiniz olan Allah’a inandım. O halde beni dinleyin.

26-(Azgınlar bu sözleri dinlmeyip o zatı taş yağmuruna tuttular. Tam öleceği esnada ona) "Gir cennete"denildi. (Bu ilhi müjdeyi duyan) zat, "keşke kavmim bunu bilseydi" dedi.

Alıntıdır:

About these ads
Bu yazı İslam&Tasavvuf&Fıkıh içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s